BARİŞTEPE HAKKINDA

KÖYÜMÜZDEN  YETİŞENLER

ÜNİVERSİTE OKUYANLAR

RESİMLERİMİZ

YURTDIŞINDA YAŞAYANLAR

  İSTANBULDA YAŞAYANALR

İZMİRDE YAŞAYANLAR

  MİDYAT'TA YAŞAYANLAR

www.selhe.net  SELHE DERNEK BİLGİLERİ

           KÖYDE YAŞAYANLAR

KÖYDE KAÇ SOYADI VAR?

               VEFAT EDENLAR

  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM'E YAZ
  SELHE ESKİ TARİHİ
  YONETİÇİ YAKKİNDA

SELHE VİDEOLAR

RADRO VE SOHBET

  YAHUDİ OYUNU

YOUTUBE'YE GİRİŞ

MİDYAT GENEL BİLGİ

 Midyat haritasi
 Midyat Tarihi
 Midyat Coğrafi
 Midyat Belediye Başkanları
 Midyat Konaklama
 Midyat Resimleri
 Midyat Telefon Rehberi
 Midyat Gümüş İşletme Sanati
 Midyat Turistik Yerleri
 Midyat Yoresel  Yemekleri
 Midyat Ekonomisi
 Mardin Guvercinleri

MİDYAT  KÖYLERİ

Bardakçı

Bağlarbaşı

Gülveren

Narlı

Yolveren

 Devamı İçin Tıklayınız

Midyat Belediyesi

Belediye Resmi Sitesi

Kaymakamlık Sitesi

Mardin'de Sıcaklık

Mardin Hava Durumu İçin Tıkla

Selhe Her Telden

Kim 1 Milyon İster
Akıl Yarışması

Kandil SMS Mesajları

Hayatın Küçük Sırları

Eski Aylar

Gifler
Msn İfadeleri
Sakın Burayı Tıklamayın

Kürtçe Video

Kürtçe İsimler

Oyunlar

Şarkı Sözleri

Kültür Sanat 

Kürtçe Şiir  

Bilgi Yarışması
Aşk Olcer
Bir oyun
Varmısin Yokmısin
Turkiye Haritasi
Kürtçe komedi videolar
111 dilde seni seviyorum

İSLAMİ LİNKLER

HANIMLARA ÖZEL

Dini Bilgiler

ÖNEMLİ TELEFONLAR

 112 HIZIR ACİL

 155 POLİS

 154 TRAFİK

 156 JANDARMA

Vatandaşlık hizmetleri

Telefon sorgulam

SSK SORGULAMA

Bağkur Sorgulama

Emniyet
Vergi dairesi
Sınav sonuçları
Trafik
Sosyal güvenlik
SSK
Emekli Sandığı
Türk Telekom
Ulaşım
Belediye hizmetleri

 

 

 

 

 www.selhe.netİzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN 

EDİ BESE

Değerli selheliler bakın sitemizdeki okuyucu yorumları benim için değerlidir. Çünkü orda benim insanımın, benim ırkımın, benim köylümün, yorum ve eleştirileri mevcuttur. İnsan ister ki orda oradaki yorumlar belirli düzeyde olsun eleştirmeyin demiyorum ama karalamayın lütfen. Biraz kendimizi aşalım geniş düşünelim insanoğlu Mars'a robot gönderirken biz hala nelerle uğraşıyoruz bunu bir kendimize soralım lütfen. Ziyaret defterindeki şu patavatsızca yorumları yazan arkadaşlar bir kendinizle hesaplaşın lütfen inanın sizlere yönelik yazayım diye biraz öğüt vereyim diye normal yazmayı düşündüğüm yazıları yazamıyorum yeter artık kafalarımızı dar çerçeveden çıralım zamanı geldi çünkü selheliler olarak bu durum bize hiç yakışmayacak şeyler. Yani O kadar da olmayacak bir şey değil. Güzellikler düşünmek hayal etmek ve hayallerinin peşinden gitmek insanoğlunun kaderidir. Fakat bizler nedense hep aşağılamayı kötümsemeyi bir eleştiri sayıyoruz. Güzelliklerimizin önüne çıkan engeller bizi vazgeçirmemelidir. Bunun için de bu engellerin ve mahiyetlerinin farkında olmamız gerekir. Bakın İstanbul’da kurulan bir tane derneğimiz var ne güzel bir şey herkes bize gıpta ile bakarken bizler kendi içimizde birbirimizi çekiştiriyoruz.  Engelleri tanımak bize çözüm yollarını da açacaktır, tıpkı teşhisin tedaviyi belirginleştirdiği gibi. Gelin hep birlikte, güzelliklerimizin gerçekleşmesine izin vermeyen bu engelleri inceleyelim, öğrenelim ve aşalım.
            Allah aşkına bırakın bu maymun iştahlılığı, ne istediğini bilemezliği, belli bir hedefe odaklanamamayı, bunların hepsi insanın kararsız olmasından kaynaklanır. İnsan bu aşamada kendi içine dönüp gerçekten ne arzuladığını, geleceğini nasıl görmek istediğini sorgulayarak kendine değişmez hedefler koymalıdır. Gideceği yönü bilmeyen bir kaptan, yerinde kalıp gemisini çürütür.

Evet, selheliler olarak bizlerde var olan bir çekememezlik veya aşağılama kompleksi mevcut bize layık olan yani selhelilerin olması gerektiği gibi konuma ulaşmak ancak kendimize inanarak, özgüvenimizle mümkündür.

Yani içimiz deki Aşağılık duygusunun hedeflerimize ulaşmamızı engellediği gibi, kibirlenmek de insanı yarı yolda bırakır, bizde bırakalım bu kibirlenmeyi bakın dernek önümüzde güzel bir örnek birlik beraberliğimiz pekiştirelim lütfen. Kibir, insanın yaptıklarıyla aşırı derecede gururlanmasını ve yaptıklarını mutlak doğrular olarak görmesini netice verir. Tamam, geçmiş zamanda konumuz farklı olabilir. Belki köyün ileri geleniydiniz, muhtar veya köyün paşasıydınız ama bugünkü konumuz ve şartlardan dolayı eskinizle ki birlenmeyi bırakın çünkü; Burnu havada olan kimse önündeki çukuru bile göremez. İnsan hedeflerine doğru yürürken sürekli bir muhasebe içinde olmalıdır, gerçeklikten ve doğrulardan uzaklaşmamalıdır. Birisinin tavsiyesine kulak asmayı ve söylenenleri sorgulayıp alçak gönüllülükle hareket etmesini bilmeliyiz. O yüzden hiçbir şey yapmadan bir şeyler elde etmek imkânsızdır. Allah aşkına geniş düşünün ve şunu unutmayın ki Allah başka hiçbir ayrım yapmaksızın sadece çalışanlara verir. Selheliler olarak beli hedeflerimiz olmalı eyer hala yoksa kendi içimizde çekişiyorsak yazık! İnan yazık bizlere Hedefe doğru yürümenin anlamı zorluklardan geçmek, çalışmak, ter dökmek, yorulmaktır. Tembellikte çare arayanlar başarı tohumunun yeşermesini, birlik beraberlik rüyalarının çiçeklenmesini güzellikler içinde hep beraber dayanışma içinde yaşamayı asla göremeyeceklerdir. Hedefe Ulaşmak istiyorsak çalışmaya mecburuz. Hedefimiz birlik, berberlik ve dayanışmadan başka olmamalıdır.

Değerli selheliler
benim insanım, benim ırkım, benim köylüm, benim kanım ve benim canlarım lütfen birlik, berberlik ve dayanışmamıza ve hedeflerimizin önünde birer set gibi duran, çekememezlik kibir ve kıskançlıklarımızdan arınalım ve hepsinin başlangıcı ve çözümü içimizde olan bir sürü olumsuz duygumuz vardır. O kötü duygularımızdan da arınalım. Aslında bu duygularımızı tanıma adına attığımız her adım bizi hayallerimize ve hayallerimizde aradığımız mutluluğa daha da yakınlaştıracaktır. Hayaller peşinden giderken karşımıza çıkacak engellerden çekinmemeli, onların ruhumuzu felç etmesine izin vermemeliyiz. Yunus Emre’nin bu sözünü her zaman aklımızda tutalım: “Dağ ne kadar yüksek ise yol onun üstünden aşar.”

Haydi selheliler he beraber edi bese diyelim çekememezliğin kibir ve kıskançlık olmadığı birlik beraberlik ve dayanışma ve ortak bir hedefimizin olduğu bir selhe için ele ele….

İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :14:12:2009

Yorumları Yazabilirsiniz 

SELHELİLER

Son iki hafta baya izledim siteyi, okudum, düşündüm bir de cevap mesajı bırakmak istedim.

Okuduklarımın çoğu üzdü beni, çoğu da sevindirdi Kimi yazanlarda sevinç yer alıyor. Kimisinde birkaç kişiye misilleme olarak yazılmış yazılar ve buna odaklı karalamalar. Kimileri karalama kampanyaları, başlatmış gibi görünüyor. Başarının çekilememesi. Yada konumumuzun hazmedilememesi. Bazılarını belli ki kötü etkisi altına almış hatta ve hatta hastalık durumunu almış görüyorum hastaların, sağlığını tez vakitte geri kazanmasını dilerim…

Nedir arkadaşlar bu çekememezlik ? Nedir bu kıskançlık ? Soruyorum size… Nedir bu karalama kampanyası şimdi birincisi, bizler her şeyden önce insanız. İnsana insan gibi davranmak neden bu kadar zor görünüyor anlamıyorum, yoksa bazıları aşağılamayı çok mu seviyor?

Bakın Site bence ciddi bir şeydir... Ve burada hiç kimseye hak edilmeyen hakaretler yazılıyor, çiziliyor. Sizler birer selheli olarak kendinize yakıştırıyor musunuz? Yakıştırıyorum diyeniniz varsa bence rumuzlardan değil de bilinen gerçek isimleriyle yazma cesaretine varsın.

Bir arkadaşımızın veya toplumun veya sülalenin yahut bir oluşumun başarısını çekemeyenler, hemen karalama kampanyaları başlatıyor ki insanımız bu arkadaşımızın veya toplumun veya sülalenin yahut bir oluşumun başarısını takdir edip gurur duyacağı yerde, yerden yere vuruyor, aşağılama yolunu seçiyor. Bu arkadaşlara şu atasözüyken cevap verme gereği görüyorum bükemediğiniz eli öpeceksiniz…

Başka insanlara veya toplumlara baktığımızda birbirlerinin başarısıyla nasılda övünüp gurur duyuyorlar.Şimdi ben bundan şunu çıkardım ki, başka milletler en ufak bir şeyi bile (saçma sapan olsa dahi) büyük bir başarıdan ayırt etmeksizin, göğe çıkarırken, neden bizim insanımızda en büyük başarıları çekemeyip, karalamaya çalışıyorlar..Yollarına taş koyup, çelme takılıyor..

Ziyaret sayfasına bakmak istedim ki yine üzücü şeyler söylenmiş çizilmiş. Sitemizde gözle görülür bir başarı var, bu bariz ortada. Ama gelgelelim ki, nerdeyse her hafta uğraşanlar oluyor bu siteyle neden diye sorsam eminim ki cevap vermezler.

Sitemizi veya bizleri çekemeyen insanlar kendi acizliklerini ancak rumuzların arkasına sığınarak saklayabiliyorlar.

Değerli selheliler özellikle bu tür yazılımda bulunanlar ayıptır, günahtır.

Bakın büyük olmak" 20 yaşındaki bir insandan bir yaş büyük olup, 21 yaşında olmak değildir. Veya küçük olmaz sizlerin aşağılamasıyla karalamasıyla küçülmeyiz. Büyük olmak "büyük görmek ve büyük davranmaktır" Bırakalım bu yersiz söz düellolarını lütfen, hele bir de o hakaretlere yorum yazan arkadaşları hiç anlamadım bir türlü, hem olayın iç yüzünü bilmediklerini söylerler hem de onlarda ağza alınmayacak sözler sarf ederler

Hani derler ya Ateşi söndürmek için kibrit çakılmaz.. Laf lafla uzatılıp kısalmaz. Bence bunlara cevap vermemek en güzel cevaptır. 

Ne oluyor selheliler Bizler bu olamayız.. Bir anlık öfkenin, saygısızlığın bedelini belki de ömür boyu çekebiliriz. Ben  bir türlü şu sanal sözünü sevemedim gitti, tamam burası bir site kimin ne olduğu belli değil özgür bir ortam ama bence burada hiçbir şey sanal değildir. Karşıda eğer bir insan varsa bu sanal değil gerçeğin ta kendisidir kanımca burada yazılan  bir yorum bile olsa bazen insanı rahatlatabiliyor.Yorumlarımızı yazarken biraz düşünerek yazalım. Bir insana "insan" olarak gereken değeri vermezsek, insanlıktan nasibini almamışlardan sanır herkes…

Haydi selheliler çekememezliğin olmadığı birlik beraberlik ve dayanışmanın olduğu bir toplum için ele ele…

İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :20:11:2009

AŞİTİ, BARİŞ SÜLH

Barış kelimesi her dilde ayrı bir güzel köyümüzün isminin içinde dede geçen bir kelime olduğundan mı bilmem çok sevdiğim bir kelimedir. Son günlerde çok gündemde olan bir kelime oğlundan yazıma konu yapmak gereği duydum. Kelime anlamı: genel anlamda düşmanlığın olmaması anlamında kabul görülür. Başka bir anlatımla kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük, sükûnet, sessizlik, huzur içinde yaşamak olarak da tanımlanabilir.  Gün yıllardır barışa ve huzura muhtaç Ülkemiz insanlarına özlenen barış ve kardeşlik iklimini getirmenin günüdür. Dünyada ve Ülkemizde yıllardır süren, binlerce cana mal olan, ülkenin kaynaklarının heba edilmesine sebep olan, kardeşi kardeşe düşman yapan bu çirkin savaşın ilk defa bitirilmesi için ciddi adımlar atılmış bulunmaktadır tahminimce atılmaya devam edecektir. Gün Derin güçlerin hegemonyasının kırılması, çete ve karanlık odakların deşifre edildiği bu ortamda barış şarkıları söylemenin hayal olmadığı gündür. Ama yine de kandan beslenen, kargaşa ve karanlık ortamlarda pineklemiş savaş tamtamcıların pis kargaların kışkırtmalarına  dikkat edilmeli bu sürecin akıp gitmesine müsaade edilmemelidir. Irk, dil, din farkı gözetmeksizin tüm insanlarımız için gerçek demokrasi için gelin hep beraber elimizi taşın altına koyalım, gelin hep beraber artık yeter diyelim. Bu hem bizim için hem çocuklarımızın geleceği için geç kalınmış bir feryattır. Bazılarının En sevdiği şey cenaze törenleridir biliyorum ama inşallah bu artık son bulacaktır. Cenaze törenleri yerine düğün derneklerde buluşacağız.

Gün "Dünyamızın bin yıllardır yaşadığı acı savaş tecrübelerine rağmen, bu gün hala çeşitli bölgelerde kanlı çatışmalar devam etmekte, her gün yüzlerce insan savaş, terör, şiddet eylemleri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Çeşitli ülke ve  bölgelerden silah sesleri gelmekte, insanlar hayatlarını kaybetmekte, doğdukları toprakları terk etmeye zorlanmakta, bombalar patlamakta, insanlar kaçırılmakta, masum insanlar sorumlu olmadıkları çatışmaların bedelini ağır olarak ödemektedirler. Yıllardır çatışmaların ortasında kalan savaş yorgunu halk acilen barış istemektedir.  Bizler ve dünya için doğan bu  fırsat trenine binmemiz gerektiği kanaatindeyim İnsanların sağlığı, eğitimi, geçim ve barınması kısacası refah ve mutluluğu için harcanması gereken milyarlarca dolar paralar maalesef insanların açlığı, sefaleti hatta yok olması için harcanmaktadır. Barışın hem ülkemizde hem de tüm dünyada egemen kılınması, demokratikleşme ile insan hak ve özgürlüklerinin mikro düzeyden makro düzeye kadar insanların ve toplumların hayatlarına egemen kılınması ile sağlaya bilme günüdür.

Biz selheliler dünya üzerinde ufak bir toplum olarak barışının sağlanmasının ülkemizde ve dünyada barışın yaygınlaşmasına kendi çapımızda önemli katkıları olacağına inanıyorum. Demokratik endüstriyel ilişkiler sistemi içinde, emeklerinin karşılığını alabilen, insanca bir yaşam ücretine sahip, sosyal güvenceleri ve sosyal hakları bulunan, sorunları diyalogla çözme yolunu seçen çalışanların, barış içinde yeni bir dünyanın imarında önemli rol oynayacaklarının bilincindeyim. Başta selheliler olmak üzere ülkemiz ve dünya için barış özlemimizi bir kez daha dile getiriyor, silah seslerinin, açlık ve zulümden neşet eden feryat ve ebediyen silinmesi dileklerimle…

Haydi, selheliler barış için el ele…

 Not: lütfen eleştiri ve yorumlarınızı buradan yapın başka köşelerden yapmayın başka yerde yapılan yazılımlar cevap bulmayacaktır.

İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :02:11:2009

ÇEKEMEZLİK
Saygı değer selhe halkı ve değerli site iştirakçileri MERHABA bu yazımda değinmek istediğim konu; ÇEKEMEZLİK. Bunun sebebi sitede MİDYAT VE BARİŞTEPE KÖYÜ SON DAKİKA VE BİLGİLENDİRME HABERLERİ konu başlığı adi altında yazılan nahoş ve söz dalaşına sebep olan yazılımlardır. Öncelikle sitedeki konu başlığından dan anlaşılacağı üzere orası bir tartışma forumu değil bir haber başlığıdır. Bir birimize destek olacağımıza köstek oluyoruz. Yazılarını beğenmediğimiz ya da beğenmediğiniz yazarları kendi köşesinde eleştirelim lütfen ben şahsen her türlü eleştiriye açığım diğer arkadaşlarında aynı fikirde olduğuna eminim site için eleştirilerinizde lütfen sitenin ZİYARETÇİ DEFTERİ’NE yazalım konuma geçiyorum.
Bütün duygular arasında insanı sevgi ile çekememezlik kadar saran, büyüleyen bir duygu daha yoktur. Her ikisinde de ateşli istekler ağır basar; ikisi de düşlere, kuruntulara kapılmaya her an hazırdır; ikisi de, özellikle, yöneldikleri şey karşısında hemen göze batarlar. Biz selheliler olarak kuruntulara kapılmayalım kendimizi geliştirip dayanışmamızı artıralım. Kimilerinin gözlemlerine göre, çekemeyen bir gözün kötü etkisi, çekilemeyeni en büyük ün ile utkuya ulaştığı anda yaralar, üstelik çekilemeyen kimsenin ruhu da en çok böyle anlarda iyice dışa vurur, kötülük oklarına açık olur.
Ama şimdilik, yeri gelince polemiğe maruz kalan arkadaşlarıma ithaf en, kimlerin başkalarını çekememeye yatkın olduğunu, en çok kimlerin çekememezliğe uğradığını, kişisel çekememezlik arasındaki ayrımı ele alalım.

Kendi değeri olmayan bir insan başkalarının değerini hiçbir zaman çekemez, çünkü insan gönlü, ya kendi üstünlüğü ya da başkalarının kötülüğü ile beslenmek ister, bunların birinden yoksunsa ötekine dayanmak zorunda kalır, bir başkasının üstün değerine ulaşmak umudunu yitirince de, o kişiyi bulunduğu yüksek yerden aşağıya çekmekle bir eşitlik kazanmaya çalışır.
Her işe karışan, her şeyi soran kurcalayan bir adam, çoğunlukla başkalarını çekemeyen bir adamdır, çünkü başkalarının işlerini öğrenme çabası, öğreneceği her ayrıntının kendisini ilgilendirdiğinden dolayı değil, olsa olsa başkalarının yaşamını gözlemekten bir oyun tadı duymasındandır. Kendi işine gücüne dalmış bir kimse, çekememezlik duymaya pek fırsat bulamaz, çünkü çekememezlik aylak bir tutkudur, sokaklarda gezer durur, evde oturmaz:

Büyük bir soydan gelen kimseler, yeni yükselenleri çekemezler; böyle bir durumda kendileriyle yeni yükselen kişiler arasındaki uzaklık değiştiği için, sanki bir göz yanılmasına düşer, başkaları yükselirken kendileri alçalıyor sanırlar.
Çolaklar, hadımlar, yaşlı adamlar, başkalarını çekemezler, çünkü kendi durumundaki bozukluğu düzeltemeyen kimse, başkalarını küçültmek için elinden geleni geri komaz; ama bu özürler kahraman yaradılışlı yiğit bir kimsede olursa, böyle bir adam, bir hadım ya da bir topal şu şu işleri başardı, mucizeler yaratarak ün kazandı desinler diye bu doğal eksikliğinden kendine bir onur payı çıkarır.

Başlarına gelen mutsuzluklardan yıkımlardan sonra yükselmiş kişiler de böyledir. Çağlarına küsmüşlerdir artık, başka insanların uğradığı zararları kendi çektikleri acıların karşılığı gibi görürler.
Kendini beğenmişlikten, uçarılıktan, dolayı her alanda yükselmek isteyen kimseler de başkalarını hiç çekemezler, çünkü bunlar yükselmek istedikleri kimi alanlarda kendilerinden üstün birçok kimse çıkacağından, çekememezlik için her an bir gerekçe bulabilirler kıskanırdı, çünkü kendisinin de onların alanında yükselebilecek yetide olduğuna inanırdı.
Son olarak, yakın akrabalar, iş arkadaşları, birlikte yetiştirilmiş kimseler de, akranları yükselecek olursa büyük bir çekememezlik duyabilirler; çünkü bu durum kendi yetersizliklerini ortaya çıkarır, ne olduklarını ikide bir onlara anımsatır, başkalarının daha çok gözüne batarlar, çekememezlik de söylentilerle dedikodularla gitgide büyür. Kabil\'in, kardeşi Habil\'i çekemeyişi, kardeşinin sunduğu kurbanın daha iyi karşılandığını hiç gören olmadığı için daha da çirkin, daha da alçakça bir nitelikteydi. Çekememezliğe yatkın kişiler konusunda söyleyeceklerimiz bu kadar. Buradaki çekemezlik bence sitedeki yazarlıktır. Ben şahsen eleştiriye açık olduğum kadar, benden daha iyi bu işi yapabilecek birileri göreve talip olduğunda Başkanın dediği gibi seve seve görevi devrede bilirim.
Çekilemeyen değerli site yönetime ve yazarlarına ithaf en; Çekememezliğe az çok uğrayabilecek kimselere gelince: yüksek değerde kimseler, ilerledikleri zaman pek az çekememezlik uyandırırlar, çünkü hak ettikleri bir yere ulaşmış sayılırlar; bir hakkın ödenmesine kimse sesini çıkarmaz, çekilemeyen daha çok armağanlar, bağışlar, kayırmalardır. Sonra çekememezlik her zaman insanın kendini başkalarıyla karşılaştırmasına da bağlıdır, karşılaştırmanın olmadığı yerde çekememezlik olmaz, onun için kralları ancak krallar çekemez. Bununla birlikte, değersiz kimselerin en çok ilk yükselişlerinde çekememezlik uyandırdıklarını, sonradan daha kolay ilerlediklerini unutmamak gerekir. Değerli, yararlı kimseler ise tam tersine, yükseldikleri yerde uzun süre kalırlarsa çok çekememezliğe uğrarlar, değerleri bu süre içinde hep aynı kalsa da eski parıltısını gitgide yitirmiş olur, o parıltıyı gölgeleyecek yeni adamlar yetişir çünkü.
Soylu bir kandan gelenlerin yükselmesi daha az çekememezlik uyandırır, çünkü doğuştan hak ettikleri bir şey gibi görülür bu. Ayrıca, yazgılarına da fazla bir şey eklenmiş sayılmaz, çünkü çekememezlik güneş ışınlarını andırır; sırtlara, dik yamaçlara, düzlüklerden daha kızgın vurur
Büyük sıkıntılarla, tehlikelerden üzüntülerden geçerek onur kazanmış kimseler daha az çekememezlik uyandırırlar, çünkü herkes bu onura nice güçlüklerden sonra eriştiklerini düşünür, onlara acır bile; acımak ise çekememezliği bile ortadan siler. Ama bu ancak, insanların üzerine yüklenmiş görevlerde anlayışla karşılanır, kendi istekleriyle el attıkları işlerde değil, çünkü hiç gereği yokken alabildiğine büyütülmüş bir iş kadar çekememezlik uyandıran hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey de, yüksek görevdeki bir kimsenin, kendi yönetimindeki küçük görevlilere bulundukları yerin hakları ile sorumluluklarını tam vermesi kadar, çekememezliği azaltamaz, çünkü bunu yapmakla o yüksek görevli kendisi ile çekememezlik arasına birçok koruyucu perdeler koymuş olur.
Çekememezliğe en çok uğrayanlar, yükseldikleri için çalım satan, böbürlenen, büyüklüklerini gösterişle ya da bütün karşıtlarıyla yarışıp hepsini alt etmekle, her an başkalarının başına kakmadan edemeyen kimselerdir. Oysa bilge kişiler, çekememezliği önlemek için ara sıra özveriye katlanır, pek önem vermedikleri birkaç işte karşıdakilere bile bile yenilir, altolular. Yalın, açık sözlü bir davranışla dile gelen büyüklüğün, çalımdan böbürlenmeden uzak kalırsa, kurnazca sinsi düzenlerden daha az çekememezlik uyandıracağı su götürmez bir gerçektir. Böyle düzenlere başvuran kimse haksız yere yükselmiş gibi bir şeyler gizlemek ister sanki kendi değersizliğini biliyormuş gibi görünür, böylece başkalarına çekememezliği öğretmiş olur. Çekilemeyen değerli site yönetime ve yazar arkadaşlarım lütfen bildiğin doğrulardan şaşmayın. Eleştirisi olanda buyursun eleştirsin ama kırıcı olmamak şartıyla…
Bu bölümü de bir sonuca bağlamak istersek, baştan söylediğimiz gibi çekememezliğin düşlerle, kuruntularla ortak bir yanı vardır, dolayısıyla kuruntudan kurtulmanın yolu ne ise, çekememezlikten kurtulmanın yolu da odur; bu da alışılmış deyimiyle, yön değiştirmek, kuruntuyu bir başkasının üstüne çevirmektir. Bu amaçla, büyük adamların akıllıları her zaman, kendilerine karşı duyulacak çekememezliği üzerinde toplayacak bir kimseyi ortaya çıkarırlar; kimileyin bir görevli ya da uşak, kimileyin de iş arkadaşları, yardımcıları ya da buna benzer bir başkasıdır ortaya sürülen. Bu iş için, bir göreve kapılanmak bir yetki kazanmak uğruna her şeye katlanmaya hazır, ateşli, gözü pek kişiler hiçbir zaman eksik olmaz.
Genel anlamda çekememezlik duygusuyla ilgili sözlerimde, bunun bütün duyguların en tedirgini en sürekli olduğunu ekleyeceğim, çünkü öbür duygular ancak ara sıra fırsat bulurlar, çekememezlik öteki ya da berikiyle boyuna uğraşır durur. Sevgi ile çekememezliğin bir insanı çökerttiğini, öbür duyguların ise öyle sürekli olmadıklarından zarar vermediklerini söylerler. Çekememezlik aynı zamanda en bayağı, en aşağılık duygudur.
Haydi selheliler çekememezliğin olmadığı birlik beraberlik ve dayanışmanın olduğu bir toplum için ele ele….

İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :23:10:2009

ÇEKEMEZLİK

Saygı değer selhe halkı ve değerli site iştirakçileri MERHABA bu yazımda değinmek istediğim konu; ÇEKEMEZLİK. Bunun sebebi sitede MİDYAT VE BARİŞTEPE KÖYÜ SON DAKİKA VE BİLGİLENDİRME HABERLERİ konu başlığı adi altında yazılan nahoş ve söz dalaşına sebep olan yazılımlardır. Öncelikle sitedeki konu başlığından dan anlaşılacağı üzere orası bir tartışma forumu değil bir haber başlığıdır. Bir birimize destek olacağımıza köstek oluyoruz. Yazılarını beğenmediğimiz ya da beğenmediğiniz yazarları kendi köşesinde eleştirelim lütfen ben şahsen her türlü eleştiriye açığım diğer arkadaşlarında aynı fikirde olduğuna eminim site için eleştirilerinizde lütfen sitenin ZİYARETÇİ DEFTERİ’NE yazalım konuma geçiyorum.

Bütün duygular arasında insanı sevgi ile çekememezlik kadar saran, büyüleyen bir duygu daha yoktur. Her ikisinde de ateşli istekler ağır basar; ikisi de düşlere, kuruntulara kapılmaya her an hazırdır; ikisi de, özellikle, yöneldikleri şey karşısında hemen göze batarlar. Biz selheliler olarak kuruntulara kapılmayalım kendimizi geliştirip dayanışmamızı artıralım. Kimilerinin gözlemlerine göre, çekemeyen bir gözün kötü etkisi, çekilemeyeni en büyük ün ile utkuya ulaştığı anda yaralar, üstelik çekilemeyen kimsenin ruhu da en çok böyle anlarda iyice dışa vurur, kötülük oklarına açık olur.

Ama şimdilik, yeri gelince polemiğe maruz kalan arkadaşlarıma ithaf en, kimlerin başkalarını çekememeye yatkın olduğunu, en çok kimlerin çekememezliğe uğradığını, kişisel çekememezlik arasındaki ayrımı ele alalım.

Kendi değeri olmayan bir insan başkalarının değerini hiçbir zaman çekemez, çünkü insan gönlü, ya kendi üstünlüğü ya da başkalarının kötülüğü ile beslenmek ister, bunların birinden yoksunsa ötekine dayanmak zorunda kalır, bir başkasının üstün değerine ulaşmak umudunu yitirince de, o kişiyi bulunduğu yüksek yerden aşağıya çekmekle bir eşitlik kazanmaya çalışır.

Her işe karışan, her şeyi soran kurcalayan bir adam, çoğunlukla başkalarını çekemeyen bir adamdır, çünkü başkalarının işlerini öğrenme çabası, öğreneceği her ayrıntının kendisini ilgilendirdiğinden dolayı değil, olsa olsa başkalarının yaşamını gözlemekten bir oyun tadı duymasındandır. Kendi işine gücüne dalmış bir kimse, çekememezlik duymaya pek fırsat bulamaz, çünkü çekememezlik aylak bir tutkudur, sokaklarda gezer durur, evde oturmaz:

 

Büyük bir soydan gelen kimseler, yeni yükselenleri çekemezler; böyle bir durumda kendileriyle yeni yükselen kişiler arasındaki uzaklık değiştiği için, sanki bir göz yanılmasına düşer, başkaları yükselirken kendileri alçalıyor sanırlar.

Çolaklar, hadımlar, yaşlı adamlar, başkalarını çekemezler, çünkü kendi durumundaki bozukluğu düzeltemeyen kimse, başkalarını küçültmek için elinden geleni geri komaz; ama bu özürler kahraman yaradılışlı yiğit bir kimsede olursa, böyle bir adam, bir hadım ya da bir topal şu şu işleri başardı, mucizeler yaratarak ün kazandı desinler diye bu doğal eksikliğinden kendine bir onur payı çıkarır.
Başlarına gelen mutsuzluklardan yıkımlardan sonra yükselmiş kişiler de böyledir. Çağlarına küsmüşlerdir artık, başka insanların uğradığı zararları kendi çektikleri acıların karşılığı gibi görürler.

Kendini beğenmişlikten, uçarılıktan, dolayı her alanda yükselmek isteyen kimseler de başkalarını hiç çekemezler, çünkü bunlar yükselmek istedikleri kimi alanlarda kendilerinden üstün birçok kimse çıkacağından, çekememezlik için her an bir gerekçe bulabilirler kıskanırdı, çünkü kendisinin de onların alanında yükselebilecek yetide olduğuna inanırdı.

Son olarak, yakın akrabalar, iş arkadaşları, birlikte yetiştirilmiş kimseler de, akranları yükselecek olursa büyük bir çekememezlik duyabilirler; çünkü bu durum kendi yetersizliklerini ortaya çıkarır, ne olduklarını ikide bir onlara anımsatır, başkalarının daha çok gözüne batarlar, çekememezlik de söylentilerle dedikodularla gitgide büyür. Kabil'in, kardeşi Habil'i çekemeyişi, kardeşinin sunduğu kurbanın daha iyi karşılandığını hiç gören olmadığı için daha da çirkin, daha da alçakça bir nitelikteydi. Çekememezliğe yatkın kişiler konusunda söyleyeceklerimiz bu kadar. Buradaki çekemezlik bence sitedeki yazarlıktır. Ben şahsen eleştiriye açık olduğum kadar, benden daha iyi bu işi yapabilecek birileri göreve talip olduğunda Başkanın dediği gibi seve seve görevi devrede bilirim.

Çekilemeyen değerli site yönetime ve yazarlarına ithaf en; Çekememezliğe az çok uğrayabilecek kimselere gelince: yüksek değerde kimseler, ilerledikleri zaman pek az çekememezlik uyandırırlar, çünkü hak ettikleri bir yere ulaşmış sayılırlar; bir hakkın ödenmesine kimse sesini çıkarmaz, çekilemeyen daha çok armağanlar, bağışlar, kayırmalardır. Sonra çekememezlik her zaman insanın kendini başkalarıyla karşılaştırmasına da bağlıdır, karşılaştırmanın olmadığı yerde çekememezlik olmaz, onun için kralları ancak krallar çekemez. Bununla birlikte, değersiz kimselerin en çok ilk yükselişlerinde çekememezlik uyandırdıklarını, sonradan daha kolay ilerlediklerini unutmamak gerekir. Değerli, yararlı kimseler ise tam tersine, yükseldikleri yerde uzun süre kalırlarsa çok çekememezliğe uğrarlar, değerleri bu süre içinde hep aynı kalsa da eski parıltısını gitgide yitirmiş olur, o parıltıyı gölgeleyecek yeni adamlar yetişir çünkü.
Soylu bir kandan gelenlerin yükselmesi daha az çekememezlik uyandırır, çünkü doğuştan hak ettikleri bir şey gibi görülür bu. Ayrıca, yazgılarına da fazla bir şey eklenmiş sayılmaz, çünkü çekememezlik güneş ışınlarını andırır; sırtlara, dik yamaçlara, düzlüklerden daha kızgın vurur

Büyük sıkıntılarla, tehlikelerden üzüntülerden geçerek onur kazanmış kimseler daha az çekememezlik uyandırırlar, çünkü herkes bu onura nice güçlüklerden sonra eriştiklerini düşünür, onlara acır bile; acımak ise çekememezliği bile ortadan siler. Ama bu ancak, insanların üzerine yüklenmiş görevlerde anlayışla karşılanır, kendi istekleriyle el attıkları işlerde değil, çünkü hiç gereği yokken alabildiğine büyütülmüş bir iş kadar çekememezlik uyandıran hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey de, yüksek görevdeki bir kimsenin, kendi yönetimindeki küçük görevlilere bulundukları yerin hakları ile sorumluluklarını tam vermesi kadar, çekememezliği azaltamaz, çünkü bunu yapmakla o yüksek görevli kendisi ile çekememezlik arasına birçok koruyucu perdeler koymuş olur.

Çekememezliğe en çok uğrayanlar, yükseldikleri için çalım satan, böbürlenen, büyüklüklerini gösterişle ya da bütün karşıtlarıyla yarışıp hepsini alt etmekle, her an başkalarının başına kakmadan edemeyen kimselerdir. Oysa bilge kişiler, çekememezliği önlemek için ara sıra özveriye katlanır, pek önem vermedikleri birkaç işte karşıdakilere bile bile yenilir, altolular. Yalın, açık sözlü bir davranışla dile gelen büyüklüğün, çalımdan böbürlenmeden uzak kalırsa, kurnazca sinsi düzenlerden daha az çekememezlik uyandıracağı su götürmez bir gerçektir. Böyle düzenlere başvuran kimse haksız yere yükselmiş gibi bir şeyler gizlemek ister sanki kendi değersizliğini biliyormuş gibi görünür, böylece başkalarına çekememezliği öğretmiş olur. Çekilemeyen değerli site yönetime ve yazar arkadaşlarım lütfen bildiğin doğrulardan şaşmayın. Eleştirisi olanda buyursun eleştirsin ama kırıcı olmamak şartıyla…

Bu bölümü de bir sonuca bağlamak istersek, baştan söylediğimiz gibi çekememezliğin düşlerle, kuruntularla ortak bir yanı vardır, dolayısıyla kuruntudan kurtulmanın yolu ne ise, çekememezlikten kurtulmanın yolu da odur; bu da alışılmış deyimiyle, yön değiştirmek, kuruntuyu bir başkasının üstüne çevirmektir. Bu amaçla, büyük adamların akıllıları her zaman, kendilerine karşı duyulacak çekememezliği üzerinde toplayacak bir kimseyi ortaya çıkarırlar; kimileyin bir görevli ya da uşak, kimileyin de iş arkadaşları, yardımcıları ya da buna benzer bir başkasıdır ortaya sürülen. Bu iş için, bir göreve kapılanmak bir yetki kazanmak uğruna her şeye katlanmaya hazır, ateşli, gözü pek kişiler hiçbir zaman eksik olmaz.

Genel anlamda çekememezlik duygusuyla ilgili sözlerimde, bunun bütün duyguların en tedirgini en sürekli olduğunu ekleyeceğim, çünkü öbür duygular ancak ara sıra fırsat bulurlar,  çekememezlik öteki ya da berikiyle boyuna uğraşır durur. Sevgi ile çekememezliğin bir insanı çökerttiğini, öbür duyguların ise öyle sürekli olmadıklarından zarar vermediklerini söylerler. Çekememezlik aynı zamanda en bayağı, en aşağılık duygudur.

Haydi selheliler çekememezliğin olmadığı birlik beraberlik ve dayanışmanın olduğu bir toplum için ele ele….

İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :16:10:2009

O ESKİ BAYRAMLAR...
Merhaba değerli arkadaşlar ikinci yazımda yakın zamanda geçirdiğimiz bayrama değinmek istedim. Evela başta selhe halkı olmak üzere bütün İslam aleminin geçmiş mübarek RAMAMAZAN BAYRAMINI kutlar, nice bayramlar dilerim...
Eskiden bayramlar ne güzeldi öyle değil mi? Akraba ziyaretleriyle sevgiler tekrar bütünleşir, aile bağları daha da kuvvetleşirdi. Geliş gidişler çoğalırdı bu günlerde ve evleri bir kalabalık beklerdi bayram sabahıyla birlikte. Tatlılar yapılır, börekler açılır, çörekler pişirilirdi yemekler hazırlanırdı. Bayram öncesi bayrama hazırlık olarak. Mutfaklarımızı bir tatlı kokular sarardı insanı kendinden geçirir derecede. O güzel kokuyu kokladığında sanki karnında senfoni orkestrası kurulmuş konser verir bir biçimde sesler çıkardı...:) hadi yemede dur! :) Ne güzeldi eskiden ne güzeldi. Ev ev dolaşılırdı bayramlaşmak için ve büyük bir heyecan duyulurdu bayramlaşırken, çocukluğumuzda farklı insanlar vede farklı yaşam tarzlarıyla gülümseyen insanlar tanırdık. Bayram sevinci sabahın ilk ışıklarında bayram namazıyla camideki bayramlaşmayla başlar, bayram bitene kadar devam ederdi. İnanılmaz bir huzur kaplardı içimizi, dedelerimizin ve nenelerimizin konu komşu akraba ve bütün köylülerimizin yumuşacık tonton ellerini öpüp alnımıza koyduğumuzda yüzlerindeki o güzel tebessümse bir başka hoştu doğrusu, öyle değil mi? :) Ahh ah... O günleri çok özlüyorum. Özlediğimiz kanaatindeyim Şuanda bakıyorum da etrafıma.. "Selam.."'la başlayan vede "İyi bayramlar.."'la biten bir bayramlaşma dialğuyla karşı karşıyayız. Açıkçası bayram havasının eski sertliği dahi kalmamış. Sıradanlaşmışçasına bir güne bürünmüş adeta. Eskisi kadar sıkı fıkı olunan bir bağ maalesef kalmamış. Gelişen dünya ve hayatla birlikte, eskiye özgü güzelliklerse kaybolmaya vede yok olmaya mahkumlaşmışçasına giderek bizlerden uzaklaşmakta... Umarım tamamıyla bayramlaşmaktan uzaklaşmayız ve bu vesileyle arkadaşlık, dostluk bağlarımızda gereken önemi vererek daha da güçlendiririz. Mutluluklarla vede huzurla dolu daha Nice bayramlara.. geçmiş BAYRAMINIZ TEKRAR KUTLU OLSUN.
En kötü gününüz Bayram havasında olsun... Eski bayramlar tabii…
Haydi selheliler! bayramlarda da el ele……

İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :08:10:2009

Konu:BİRLİK VE BERABERLİK

Saygı değer selhe halkı ve değerli site iştirakçileri, bu ilk yazımda çok önem arz eden ve refah bir toplum için en önemli etken olduğunu benimsediğim birlik ve beraberlikten bahsedeceğim.

Boşa dememişler “ Sürüden ayrılanı kurt kapar.” İşte durum ortada, şuan selhe için ve halkı için içinde bulunduğumuz durum ortada bence şuan ki durum selhe için bir fırsattır. Gerek köyde gerek Türkiye metropollerinde ve gerekse Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok  ülkesinde yaşamakta olan bizler için, çünkü  Birlikten kuvvet doğar, bir elin nesi var iki elin sesi var, bu söz boşa söylenmiş bir söz tabiî ki değildir, selheliler olarak bugünleri bence değerlendirmeliyiz. Bunun ilk adımını İstanbul’daki köylülerimiz dernek oluşturarak ve derneğe iştirak ederek çok güzel bir örnek sunmuşlardır. Buradan emeği geçen herkesi tebrik eder benzeri aktivitelerinin devam etmesini dilerim.

Sonuç olarak benzeri oluşumları neden hepimiz her yerde yapmayalım sevinçlerimizde üzüntülerimizde ortak olmayalım, ben şuna inanırım insan oğlu istedikten sonra başaramayacağı bir şey yoktur. Bunun adı birlik beraberlik olsa dahi...

Haydi selheliler! Selhe için el ele…..

      İzmir  Yazarı:  M.Sait İLHAN        Tarih :07:09:2009

 
 

 

LÜTFEN EKSİK BİLGİLERİ BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİP SÖYLEYİNİZ. İLETİŞİM  VE  ANASAYFA        

 

Barıştepe Köyü Muhtarı

ALLAATTİN  BAYAR

Sayın Hemşerilerim,
Günümüzde hem ulaşım hem de iletişim olanakları bir hayli gelişme gösterdi. SELHE.NET sitesi içerisinde bulunduğumuz Bilgi Çağının gerisinde kalmamak için  köyümüz adına Internet'te atılan büyük bir adımdır.

Azalar

   1. İsmail Yavuz

   2. Hasan Altunkaya

   3. Mehmet Şirin Ürün

   4. İbrahim Üstüner

   5. Mehmet Şirin Ünvar

YAZARLARIMIZ

koruyucu ve yonetiçi

Yusuf Altunkaya

istanbul yazarı

Konu :Çalkantı

Dernek Başkanı

Naif Fırat

istanbul yazarı

Konu:dernek

Mehmet Bayar

Avrupa yazarı

Konu :Gurbet

 

Cegerxwin Selhe

Selhe: yazarı

Konu: zimane kurdi

 Sait İlhan

İzmir Yazarı

Konu:ÇEKEMEZLİK

 

 filozofe selhe

Midyat yazarı

Konu : FELSEFE

 

Hayatimizda gerekli olan

Gazeteler

Hızlı Erişim
Arama Motorları
Tarih
Mizah
Ekonomi& İş
Haber Siteleri
Cep Telefonları
Bilgisayar
Otomobil
Spor
Sinema
Kültür/Sanat
Astroloji
Magazin
Sağlık
Emlak
Din
Eğitim
Son Dakika
Dergiler
Oyun Siteleri
Televizyonlar
Coğrafya
ŞİFALI BİTKİLER

Saraç

 

 

 

 

 

 
 

      Copyright © 2007-2009  Yusuf Altunkaya   İletişim: y_altunkaya@hotmail.com

        Yazı ve yorumların sorumluluğu yazarlarına aittir. Sitemiz kesinlikle sorumlu tutulamaz..

  Yeni Sayfa 2        

bariştepe bariştepe köyü bariştepe tarihi bariştepe resimleri bariştepe bilgileri midyat salhe salah Mor Yakup Manastırı Turabdin

dizi izle Sesli Vajina dizi izle dizi seyret  bariştepe koyu deri ceket