|
|
MARDİN'İN
TARİHİ
Dünya Miras Listesinde yer alan, Mezopotamya'yı seyreden tarihi kent; Mardin...

Mardin’in bilinen târihi 3000 sene öncelere dayanır. Mardin bölgesi, Anadolu’da
ilk siyâsî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları dışında kalmıştır.
Hititler zamânında bu bölge, Hurri Mitanni Krallığının elindeydi. Uzun müddet
Bâbil ve Asur hâkimiyeti altında kalan Mardin’i Medler ele geçirdi. M.Ö. 4.
asırda Makedonya Kralı İskender, Anadolu ve İran’ı işgâl ederek imparatorluğuna
ilhak etti. İskender’in ölümü üzerine imparatorluk parçalandı. Bu bölge Anadolu
gibi Selevkos Devletinin payına düştü. Pers ve sonra Sâsânî hânedanları, bu
bölgeyi ele geçirdiler.
M.S. 1. asırdan îtibâren Roma İmparatorluğu, Toros ve Fırat ötesi Doğu ve
Kuzeydoğu Anadolu için İran’la mücâdele etti. Her iki ülke arasında bu bölge el
değiştirdi ve Roma tam bir hâkimiyet kuramadı. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu
bölününce Anadolu gibi bu bölge de, Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü.

640 târihinde hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında, İyaz ibni Ganm
kumandasındaki İslâm ordusu, Mardin’i fethederek, İslâm devletine kattı. Sonraki
asırlarda Hamdânîlerle Mervânîler, Bağdat’taki Abbâsî Halîfeliğine tâbi olmak
şartıyla bu bölgeyi ellerinde tuttular. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Mardin
toprakları Selçuklu Türklerinin eline geçti. 1098’de Türkmen boylarından
Artuklular, bölgede Selçuklulara bağlı iki devlet kurdular. Hısn Keyfâ (Hasankeyf)da
kurulan Artukoğulları Beyliği “Sökmenîler” diye tanınır. Bu beylik, 1098’den
1231’e kadar 133 yıl devâm etmiştir. Artukluların Hısn Keyfâ dalı, Eyyûbîler
tarafından ortadan kaldırılmıştır. Eyyûbîler, 1232-1524 arasında 292 sene
devletlerini muhâfaza etmişlerdir. Mardin’de kurulan ve “İlgâzîler” diye tanınan
beylik, 1104’ten 1407’ye kadar 303 yıl devâm etmiştir.
Cezire-i ibni Ömer, Cizre’de 1160-1596 arasında 436 sene devâm eden küçük bir
beylik kurmuştur. Zengilerin, yâni Musul Türk Atabeylerinin bir kolu, üç beyle
Cizre’de 1170-1227 arasında 47 yıl hâkimiyet kurmuştur. Mardin bölgesine Büyük
Selçuklulardan sonra Eyyûbîler, Türkiye Selçukluları, İlhanlılar,
Mısır-Suriye-Türk-Memlûk İmparatorluğu, Timurlular, Karakoyunlular ve
Akkoyunlular hâkim olmuştur. 1507’de İran’daki Safevîler, Mardin’i ele
geçirdiler. Yavuz Sultan Selim Han, 1517 Çaldıran Zaferi ile Safevîleri
Anadolu’dan attı. Bıyıklı Mehmed Paşa, Mardin’i fethederek, Osmanlı Devletine
bağladı.
Yavuz ve Kânûnî’nin, Salâhaddin Eyyûbî’ye büyük
saygıları olduğundan “Hısn Keyfâ”daki Eyyûbî Melikliğinin bir müddet devâmına
müsâade etti. Osmanlı devrinde Mardin “Diyâr-ı Bekr” Beylerbeyliğinin
(eyâletinin) 24 sancağından (vilâyetinden) biriydi. Tanzimattan sonra “Diyâr-ı
Bekr” eyâletinin üç sancağından biri oldu. 5 kazâsı vardı. İstiklâl Harbinde
Mardin halkı mücâdelesini silâhsız, fakat birlik içinde düşmanı korkutarak
yapmıştı. İcap etseydi Mardin de düşmana karşı kahramanca savaşırdı. Mardin’de
düşmana karşı mücâdele şu şekilde verildi:
Mardin önce İngilizler tarafından işgal edilmek istendi. Irak Siyâsî Komiseri
Nüel, Mardin’e gelerek, şehrin ileri gelenlerinden Mardin’in teslimini istedi.
Mardinliler işgâle karşı silâhlı mücâdele yapacaklarını söylediler. 1919
senesinde Londra’da imzâlanan îtilâfnâme îcâbı Fransızlar, Mardin’in teslimi
için Fransız kumandanlarından Norman’ı gönderdiler. Fransız kumandanı Norman,
iki Fransız subayı ve kaleye çekilmek üzere bir Fransız bayrağı ile istasyona
indi. Mardinliler sırtlara ve tepelere bolca çadır kurarak bu çadırlarda asker
olduğu şâyiasını yaydılar. Ellerindeki silâh ve atlarla çeteler kurdular.
İstasyonda silâhlı, eli kazma, kürek, satırlarla dolu halk Norman’ı karşıladı.
Norman, Mardin’in teslim olmasını istedi. Mardin’in Avrupa şehri gibi onarılıp
mahallî hükümet kurulacağını söyledi. Mardin ileri gelenleri; “1071’den bu yana
Türk ve 640’tan bu yana Müslüman olan Mardin Müslüman ve Türk kalacaktır,
asırlardır Türk toprağı olan Mardin Suriye’ye de bağlanamaz, zor kullanırsanız
savaşa hazırız.” dediler. Mardin şehir halkı, Norman’ın yanındaki subayın
elindeki Fransız bayrağını alıp parçaladılar. Mardin ileri gelenleri, Norman ve
iki Fransız subayına bir ziyafet verip bu yemekte kendilerine; “Mardinliler tek
bir vücut gibi birlik içindedir. Tek bir Mardinli kalmayıncaya kadar ölmeye
yemin ettik” dendi. Norman korktu ve trenle Mardin’den ayrıldı ve Diyrabakır’a
da gitmekten korktu. Mardinlilerin bu kahramanca hareketi, hem Mardin’i hem de
Diyarbakır’ı Fransız işgalinden kurtardı. Cumhûriyet devrinde Mardin, 1923’te il
merkezi olmuştur.

Mardin şehir merkezi

Mardin Kalesi

Mardin evleri

Mar Mihail Kilisesi

LÜTFEN EKSİK BİLGİLERİ BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİP SÖYLEYİNİZ.
İLETİŞİM
VE ANASAYFA
|
|