|

SELHE-DER
Yonetim kurulu Başkanı
Naif Fırat

İNCEDEN DOKUNALIM
DEDİK 3
Yazı Düzenlenmiştir
Değerli okuyucular 2009'u geride bırakırken
2010 yılına merhaba derken geride toz dumanlı bir yılın ardından yeni yıla daha
umutlu ve mutlu girme dileğiyle ama pek mutlu ve umutlu olmamakla birlikte
gözden kaçıranlar için bazı kaynaklardan yararlanmak suretiyle siz değerli
okuyucularımıza kesitle aktarmak istedim.
Adına ister kürt açılımı ister
demokratik açılım diyin. İster milli birlik projesi deyim ister kardeşlik projesi
diyelim. Çünkü akan kanın durması için epey isim sıralandı. Ama tuhaf olan
isimse kardeşlik projesi oldu. Keşke Kürtler kardeşlik muamelesini görmüş
olsaydı tüm ülkenin dikkatini çeken kandilden gelenlere gösterilen coşkuya bile
tahammül edilmezken ve bunu bahane ederek süreci baltalamaya çalışanlara ne
demeli Kürt halkı zafer kazandılar diye coşmadı kirli savaşın bitmesine akan
kanın durmasına coştular. Ama bu savaştan çıkarları olanlar uğruna sert tepki
gösterip sokağa döküldüler.
Oysa kitleyi halay çekerek karşılayanları düşünelim. Çeyrek asırdır meydana
gelenlerden sonra başka türlü davranabilirlermiydi. Neydi bu olaylar? Bazılarını
sayalım. Köyleri yakıldı yıkıldı zorla sürgün ve göçe zorlandılar. Bir önceki
yazımda da belirttiğim gibi bok yedirdiler. (Yeşilyurt köyü). İşkenceden
geçirildiler. Jitem veya başka isim adı altında öldürülüp kuyulara atıldılar.
Devlet kapılarında mahkemelerde süründüler. Milletvekillilerimizi itile kakıla
hapse attılar dilimiz kültürümüz kimliğimiz kah yasaklandı kah aşağılandı kah
yok sayıldı.Okula giden çocuklara her sabah varlığım türk varlığına armağan
olsun diye bağırttılar. 10 kasım günü arabanın arka koltuğunda oturan nemo dalgalanan
türk bayrağını gördü durdu durdu ve anne ben atatürkün bokunu yerim dedi.Atatürk
sevgisinden son nokta (radikal cumartesi 31 aralık 2005) Subay eliyle somut
anlamda bok yedirilerek aşağılanan bir kürt köylüsünün ruh halini sevgi
göstermesinde öne çıkmak için (simgesel anlamda) bok yemeye hazır olan küçük
Türk
öğrencinin ruh haliyla kıyaslayan kompozisyon yazarsınız.
Türk dil kurumu
sözlüğünde yer alan deyimlerden hangisini başlıkta kullanırsınız bok yoluna
gitmek için bokunu çıkarmak sayın okuyucular başta kardeşlik açılımı dedik oysa
hiç kardeşliği görmeyen Kürtler Osmanlı dönemindeki isyanlardan Tutun cumhuriyet
dönemine kadar ki selhildanları sızlara yani bilmeyenlere kısa hatırlatmakta
yarar var.
3 ocak 2008 posta gazetesinden aktaralım. Osmanlı dönemindeki isyanlar
1. babanzade abdurrahman paşa isyani 1806 musul
2. babanzade Ahmet paşa isyanı
1812 musul
3 zazanların isyani 1820
4. Yezidilerin isyani 1830 hakkari
5
şerefhan isyani 1831 bitlis
6 bedirhan isyani 1835 botan 7.Garzan isyani 1839
diyarbakır
8.ulubeydullah isyani 1881 hakkari
9. bedirhan Osmanpaşa ve kardeşi
Hüseyin paşa isyani 1872 mardin Cizre
10 bedirhan emin ali isyani 1889 erzincan
11 bedirhaniler Halil rema isyani 1912 mardin
12. şeyh selim Sabahattin ve ali
isyani 1912 bitlis
13 koşgiri isyani 1920 koşgiri şu demektir.
Cumhuriyetten önce Kürtler insani ve tabii
olan haklarını aramışlardır. Herhalde daha onlarca ufak tefek isyanlarda
olmuştur. İsmini vermek istemiyorum emekli bir generalin arşivinden aktardığı
isyanlardır. Gelelim cumhuriyet dönemindeki isyanlara
1 nasyuri isyani 1924 hakkari
2 jilyan isyani 1926 siirt
3 şeyh sait isyani 1925 bingöl muş Diyarbakır
4 seit taha seit Abdullah isyanı 1925 şemdinli
5 reşkotan ve reman isyani 1925 diyarbakır
6 eruhlu Yakup ağa ve oğulları 1926 pervari
7 güyan isyanı 1926 siirt
8 haco isyani 1926 nusaybin
9 1.çi ağri isyani 1926
10 koçuşağı isyani 1926 silvan
11 hakkari beytüssebah 1926
12 mutkü isyani 1927 bitlis
13 2.çi ağrı isyani
14 bicar harekatı 1927 silvan
15 zilanlı resul ağa isyanı 1929 eruh
16 zeylan isyanı 1930 van
17 tutcıkli Alican isyanı 1930 tutak bulanık Hınıs
18 oramar isyani 1930 van
19 3.çi ağrı harekatı 1930
20 buban aşirati isyani 1934 bitlis
21 abdurrahman isyanı 1935 siirt
22 abdülkuddus isyanı 1935 siirt
23 sason isyanı 1935 siirt
24 dersim isyanı 1937 dersim
25 pkk isyanı 1984 ten itibaren geçiyor
Bu arada ırak iran suriye'dede yönetimlerden mumnuyetsizliklerini dile getirip
bazen örgütlenmişler. Bu yığınla genci dağlarda ölsün aileler oğulları büyüdükçe
yaşları 20 ye yaklaştıkça gurur duyacak mutlu olacaklarına korkular endişeler
içinde yaşamaya başlansınlar her yıl binlerce ana aslan gibi oğlunun arkasında
göz yaşı döksün.
Bu ülkenin gelişmesi bu ülke insanının refahı için harcayacağı
trilyonları savaşa silaha ölüme harcasın. insan olan içinde insanlık denen şeyden
bir damla duygu taşıyan bunu istermi. O zaman yapılması gereken el ele vermek
birleşmek ve bu kirli savaşı bitirmek için ne yapmak gerekiyorsa onu yapmak
değil mi peki ne yapıyorlar savaşın devam etmesi için her şey. Çünkü ülke ölen
gençler çünkü ağlayan analar umurlarında değil işleri güçleri sandık hesabı
yapmak 30 yıl süren binlerce cana ve kat trilyonlarca liraya mal olan bu
içsavaşın bitmesi için bir adım atılmış diyelimki yanlış atıldı otur bir daha
konuş olmadımı iki daha konuş beş daha on daha konuş sorun burada. Meydanlarda
nara atmaktansa güzel nutuklar sıralamaktansa oturulur çözülür.
Ama ülkede
muhalefet denen partiler diyaloktan kaçıyor konuşmamayı marifet sanıyor ve
sayıyor. Barış olursa prim iktidara yazılır diye böyle çirkin böyle ucuz düşünce
ve politika olurmu Hıncal uluçun bir yazısında aynene şünü diyor bakın açık
söylüyorum bu barış 30 yıldır süren savaş sona ermesinin primi eğer imralıya
yazılacak ve onu kahraman yapacaksa razıyım oda olsun asker bile bu iş silahla
çözülmez diye bas bas bağırıyor dağdakilere bir förmül bulunmazsa genel af mesela
bu iş nasıl çözülür. Eskiden vatan bölündü ülke parçalandı denirdi öyse
Kürtlerin istekleri insani ve tabii olan haklardır. Tc kimliği taşıyorsam
askerlik yapıyorsam vergimi ödüyorsam her vatandaş gibi insani haklarımı
istemeden daha doğal ne olabilir
1 kürtçeyi özgürce konuşmak öğrenmek geliştirmek ve tarihi değerlerini kültürünü
ve coğrafyasını ana dilde yaşamak
2 demokratik siyaset yapmak ve kendini özgürce ifade etmek
3 köy kasaba ve şehirlerimizin özel hareketçi ve korucu polis baskısı zülumdan
uzak yeteri imkanlara kavuşmuş ve güvenlik içinde yaşamak
4 türkiyenin demokratikleşmesi için sivil demokratik bir anayasa hazırlanması
5 öcalanın hazırladığı yol haritasının kamoyuna açıklanması
Uzun lafın kısası bunlarla vatan bölünmüyor sıralanan korkular yersizdir
Kürt halkının uğradığı zülma karşı bu insanı haklar gölgede kalır bir örnek
zamanın dersim emniyet amiri olan ihsan Sabri çağlayangilin anılarından bir
alıntıyla bu zülmun bir örneğini sıralayalım dersim isyanında eli silah
tutmayan yaşlı çoluk çocuk kadın dağdaki mağaralara kaçarlar askerler bunu
anlamış olacaklarki dağdaki mağaraları ararlar ve binlerce çoluk çocuk yaşlısı
kadını savunmasız masum insanları yakalarlar ve açık meydanda toplarlar derlerki
bunları silahla tararsak epey mermi harcamamız lazım işi daha ucuza maletmek
için bunlar canlı canlı Munzur çayına atıp kurtulmaya çalışanlar
içinde silahlı nöbetçi dikelim yüzmeye çalışıp kıyıya ulaşanları kurşuna dizeriz
zaten çoğunluk yüzme bilmediğinden boğulup giderler ve ne yazıkki aynısını
yaptılar bu örneği tüm kürt aydını zaten bılirler bense kısasını yazdım bu
bizlerin kaderi olmamalı bir mermiyi bir kürdün canından daha değerli kılan
zihniyete ne kadar güvenilir bilinmez her ne kadar bu hükümetten umutsuz isakta
umudumuzu kırmayalım girmiş olduğumuz 2010 yılı halkımıza barış huzur getirmesi
dileğiyle esen kalın
Selhe – der
Yönetim kurulu başkanı naif Fırat
Naif Fırat
Ekleme tarihi:10/01/2010
Yazı Düzenlenmiştir.
YORUMLARINIZIYAZIN
İNCEDEN DOKUNALIM
DEDİK 2
Tarih tekerrürden ibarettir sözü ünlü düşünür ve filozof Konfüçyüs\\\'e aittir.
Karl Marx; tarih çarkları daima ileri doğru hareket eder, diyerek karşılık
vermiştir.
Türk silahlı kuvvetleri genel başkanı İlker Başbuğ Mardin Nusaybin Sınırtepe
Karakolunda branşı dışında politik bir açıklama yapıyor.
Diyor ki ; Kürt halkı ağalardan çok çekti.Kürt halkını feodalizmden kurtulmak
lazım.Güzel bir söz.İnkar etmemeli.Fakat işin içine \\\"fakat\\\" kelimesi
girince işler değişir.Ağaları besleyen ve kollayan kim? Emirlerine binlerce köy
korucusu veren kim? Ki bu korucular faili meçhul cinayetlerden tutun
tecavüz,işkence,talan,göçe zorlama,insani hakları hiçe sayıp envai suça bulaşan
ve kendilerine kar kalan....Tabi ki sırtlarını ağalara dayayıp at
koşturdular.Ağalarda sırtlarını devlete dayayıp kanunsuz kanunlarını yürürlüğe
soktular.Bu yetmezmiş gibi Kürtlere karşı Hizbullah’ın yaptığı tahribatlar
binlerce seçkin insanın ölümüne sebep oldu.
Bu eleştirim bin satırdan bir satırdır.Çünkü yazmaya ne kağıt ne de kalem
yeterli kalır.Kürt Halkına yapılan bence en büyük girişim okuma girişimlerinin
engellenmesidir.Bu girişimde bilinçli yapıldı.Bazen ben bile anneme , babama
sitem ederim.Ah! be neden okutmadınız diye...Çünkü cümle kurmakta bile
zorlanıyoruz.Diye bilirsiniz be kardeşim elini tutan mı vardı.Okusaydın diye.
Evet dostlar elimi tutan oldu.Yörede sosyal güvence elektrik,su,yol,aş ve iş
yoktu.Bugün bile çocuklarımızı yüklü para ödeyerek okutabiliyorsak o tarihlerde
okumak her baba yiğidin harcı değildi.Üstelik gaz lambasının önünde.Bırakın 1965
tarihlerini 1990 tarihinde bile binlerce okulu güvenlik gerekçelerini bahane
edip kapatıldı.Memleketimde hiç bir zaman oyunlar bitmek bilmedi.Yanılmıyorsam
1915 ile 1920 yılları arasında dini duyguları bahane edip halkı Süryanilere
karşı kışkırtmak suretiyle acısı çok büyük soykırımı, belleklerden silinmeyecek
şekilde büyük trajedileri yaratmak güzelim Mezopotamya‘yı (turabidini) öksüz
bırakmaktan geri kalmadılar.Halk olarak kullanılmış olduk.
İşin en ilginç yanı Kürt Açılımıyla ilgili görev ve sellahyatini hiçe sayarak
bir politikacı edasıyla ve ağzıyla askeri üst düzey yetkilisi olarak bizleri
ağalardan kurtarmaya çalışması en azından dile getirmesi bile bir lütuf iken bu
tip ciddi ulusal fikirler T.B.M.M. gibi bir kurumun işi olmalı idi.
Bir askeri generalin görevi Misak-ı Milli sınırlarını dış mihraklara karşı
korumaktır. Türkiye politikasına yön vermek değil. Bence nizamiye kapısından
girip askeri sorunlarla boğuşmalı. Son günlerde meçhul şekilde askerlikte olan
şaibeli ölümleri incelesin. Çünkü devir değişti eskisi gibi eğitim zayiatı
denilerek dosyalar kapanmaz.
Ama buna rağmen Kürtleri ağalardan kurtarma düşüncesine bire bir katılıyorum. Ve
destekliyorum. Fikir ve düşünce olarak iyi. İşin ilginç yanı Generalin bu
girişimi İstanbul bağımsız milletvekili Ufuk Uras tarafından mahkemeye verildi.
Gülermisin ağlarmısın...
Aylardan Kürt açılımı diye tutturdular neredeyse rüyalarımıza girecek.Ne
hikmetse bu açılımın bir cümlesi dahi daha açılmadı.(Biru behveriyeme)yani
inancımız kalmadı.Cazibesini yitirmek üzeredir.
Tabii olan insani haklarımızın adeta bağışlarcasına dillendiriliyor. Başlığımız
bildiğiniz gibi İnceden Dokunalım idi. politikalar öyle güzel oynandı ki bizleri
cahil ve kültürsüz bıraktılar. Alın size canlı örneği; Selhe-Der derneğini
kurduk. Bazıları sudan bahanelerle hala da aramıza katılmaktan kaçıyorlar. Yok,
niye baştabana da danışılmadı, yok niye beni çaycı olarak maaşlı olarak
çalıştırmadı, yok şunun la aram yok diye gelmiyorum gibisinden bahanelerle
aramıza katılmadı. Oysa hiç bir köylümüzü fikrine başvurmadan es geçmedik. Davet
ettik. Tüm Selhe halkı buna şahittir. Çaycılığa 9 talep geldi. Uygun olanı
seçtik. Geri kalan sekizin darılması mı gerekiyor? Birbiriyle sorunu olanlar
gelip ayrı maslarda da pekâlâ oturabilirlerdi. Zaten amacımız tek bir çatı
altında birleşmekse dargınlıkları benimsemeyiz bilakis kınarız. Haaa bu adımı
atarken bu tip sorunların çıkacağını dile getirdik ve de öyle oldu. Bu
çalkantılar bizi yolumuzdan alı koyamaz. Bizim girişimimiz birlik beraberlik ve
kardeşlik içindir. Böyle ufak bir köyün birlik beraberliğinde zorluklar
oluşuyorsa bir ulusun sorununun çözümünde düşünün neler olmaz.
İster bir köyün sorunu ister bütün Kürt sorunu olsun yan çizen, desteklemeyen,
geri planda duran bizce ihanetçidir.Başka izahı olamaz.Sizleri seviyoruz.....
SAYGILARIMLA
Selhe-Der Yönetim Kurulu Başkanı
Naif Fırat
Ekleme tarihi:02/10/2009
SELHE-DER
Yonetim kurulu Başkanı Naif Fırat
İNCEDEN DOKUNALIM
DEDİK 1
\"Ülkenin kaymağını biz Kürtler yiyoruz\" başlıklı yazıyı okuyunca büyük
şaşkınlık yaşadım,hemde bunu yazan bir Kürt!Gerçi ben onu Kürt görmüyorum ama
büyüklük bizde kalsın hadi Kürt olsun.22 Dönem CHP Mardin Millet Vekilimiz
2004\'te CHP\'den ayrılıp Anavatana geçen Estelli Muharrem Doğan memlekette
yardımseverlikle tanınan bir iş adamıdır.Ama şu an kime göz kırptığını
bilemem.Yine de beyanatını talihsiz buldum.Muharrem Doğan\'ın dediğine göre
\"Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kürt kökenli vatandaşa asla üvey evlat
muamelesi yapmadığını biz Kürtler yemekteyiz,büyük oteller,turizm tesisleri ve
büyük şirketlerin sahipleri kürtlerdir\" diyor.İş milli menfaata gelince yazma
gereği duydum.Sayın hemşehrimiz gözüne başka gözlük takmış.Bu ülkede 64
serhilden oldu ve hep imha ile bastırıldı.Yakın tarihimzde hatta şu an bile kaç
faili meçhul cinayetlerin olduğunu,kaç bin köyün yakılıp yıkıldığı ve ya
boşaltıldığını,güpe gündüz adam öldürüldüğünü formaliteden gece geç saatte
mahkemeye çıkartılıp serbestsin dedikten sonra hala bulunamayan insanların
olduğunu milyonlarca Kürt\'ün yerinden yurdundan muhacir durumuna düştüğünü
kalanların belki iki parça tarlası bile olmayıp kaderiyle başbaşa bırakıldığını
vesaire vesaire....Bir haber olduğunu üzülerek belirteyim.Bu gün bile bir nufüs
dairesinde,hükümet konağında ve diğer resmi dairelerde zavallı köylünün nasıl
itilip kakıldığını görüyoruz.Bunu kendiside kabul edecektir.Tüm estelde ki resmi
dairelerde Arapça serbestken Kürtçe yasaktı.Hangi Estelli ne zaman bir köylünün
arkasında sıranın ona gelmesini beklemiştir.Dünya bir çok acıyı yaşadı Hitler
Yahudi soykırımı,Saddam\'ın zulmü,2. Dünya SAvaşı,Filistin olaylarında bile
insana insan dışkısı yedirilmezken Tükiye\'de Yeşilyurt\'ta tüm bir köye
yedirildi.Ve TC Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden ceza aldı.Diyeceğim şu:İster
Kürt olsun,Türk olsun ve ya Arap olsun hiç fark etmez.Bazı gerçekler göz ardı
edilmesin.Bu gün bunları bilmeyen hiç kimse kalmamış bu olaylar artık raflarda
yerlerini almıştır.Kürt halkı artık eski kürt halkı değildir.Bunu herkesin
bilmesi gerekiyor.
Haaa ne yapmalı...Netice itibar ile hepimiz insanız bu ülke hepimizin.Öldürme
ile,imha ile,yok etme ile olacak iş değil.3 Aşağı 5 yukarı ama ne şekilde olursa
olsun SONLANRIRILSIN!Analar ağlamasın.Harcanan para milli servettir,yazıktır.El
ele verip dostane ilişkiler ile çalışarak Ülkemizi kalkındıralım.Zenginden zarar
gelmez gelirse fakir den gelir.O da çaresiz olduğundandır.Bir çok insanımızın
ailesi dağılmış ve 20 yıla yakın kardeş kardeşi göremiyor.Bundan daha acı ne
olabilir.Lütfen gerçekleri göreleim.Memleketimiz Süryanilerle güzeldi ama yanlış
politikalarla göçe zorlandılar.Bir çoğu hatta tümü desek yeridir Avrupa
ülkelerine dağıldılar.Maabetlerini bile yüz üstü bırakıp gittiler.İnsan olarak
rahatmıyız.
SAYGILARIMLA SELHE DER YÖNETİM KURULU BAŞKANI
NAİF FIRAT
Ekleme tarihi:11/08/2009
SELHE-DER
Yonetim kurulu Başkanı Naif Fırat
Sayın barıştepe (selhe)
köyü halkına 20.07.2009 başvuru ve 13-161/007 sayılı istanbul valiliği il
dernekleri müdürlüğünün kabulü kararı ile başta istanbuldaki ve yurt içi ve yurt
dışında ikamet eden sayın selheliler derneği kurulmuş olup yönetim kurulu adına
tüm selhe ve selhelilere hayırlı olmasını içtenlikle dilerim.
Günümüzün şartlarına
göre çağın gerisinde kalmamak ve halkımızın birlik ve beraberlik içinde aynı
çatı altında birleşmek. Muhtaç insanlarımıza rencide etmeden yardım etmek.
Başarılı çocuklarımıza burs vermek taazi evi nişan kına geceleri için günümüzün
ihtiyaçlarını karşılamak bir nebzede olsa ara sıra yan yana gelip köyümüzün
sorunlarını tartışmak adına hayırlı bir adım attığımızı düşünüyorum.
Hedeflerimiz köyümüzde 3.taazi evi bulunması ve köyümüzde gençlerimizin yardımı
ile taazi evlerinden birini şube olarak kurup köyümüzün sorunlarınıda yakınen
takip edip ve sorunlarına eğilmektedir.Umudum o ki tüm selhe halkı ve köydeki
gençlerle daha güzel şeyler başarmaktadır. El ele verip başaramayacağımız hiç
birşey yoktur. Günümüz şartlarına baktığımızda kısır çekememezlikler kan
davaları şu şunun oğludur bu bunun oğludur köhnemiş gericilikle bir yerlere
varılamayacağımız aşinadır.
Dünya şartları
değişmiştir. Bugün birlik beraberlik günüdür. Bilindiği gibi köyümüz mozaik olup
müslüman ve süryani halkından oluşmaktadır. Dolayısı ile camide kilisede
bizimdir. Din dil ırk ayrımı gözetmeden uyum içinde çalışmamız gerekmektedir.
Köyümüzü daha yükseklere taşımak özveri ile gerçekleşir. Dolayısı ile herkese
görev düşmektedir. Derneğimizide halkımızıda sevip sayalım. Yapmış olduğumuz bu
örnek çalışma ile selheyi istanbula taşıdık. Ama aynı zamanda amacımız
istanbuluda selheye taşımak olacaktır. Başta avrupadaki süryaniler olmak üzere
tüm selhelilere ve köydeki başta sayın muhtarımız , azalarımız ileri
gelenlerimiz ve duyarlı gençlerimizden maddi ve manevi destek bekliyoruz.
Derneğin kuruluşunda emeği geçenlere küçükten büyüğüne kadar tüm selhe halkına
yönetim kurulu adına saygı ve sevgilerimi sunarım.
Selhe-der: Yönetim Kurulu
Başkanı - Naif Fırat
Dernek Adresi : Muhsine hatun mahallesi. Türkeli caddesi. Batumlu
sokak no : 16 Giriş kat
Kumkapı-Fatih/İstanbul
Fax Tel : 0212 516 47 77
Yorumları
Yazabilirsiniz
LÜTFEN EKSİK BİLGİLERİ BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİP SÖYLEYİNİZ.
İLETİŞİM
VE ANASAYFA
|